Milletlerarası Yönleriyle Tahkim ve İflas - Bilgehan Yeşilova
Tahkimle iflâs arasındaki ilişkinin kronolojik bir çakışmadan çok çatışma şeklinde görülmesi, şaşırtıcı değildir. Çoğalan ve derinleşen milletlerarası ilişkiler, bu çatışmaların gerek sayısını gerekse zorluk derecesini gitgide artırmıştır. Bu çatışmaya bir galip arayışı, tabiîdir. Zira yapısal farklılıkları, söz konusu kurumların bir arada, uyum içinde işletilmelerine çoğu kez mânidir.
Çalışma içerisinde, evvelâ bu çatışma noktalarının tasrihine gayret edilmiştir. İlginçtir bunların pek azı; bilinen hâliyle tahkime elverişlilik hakkındadır. Onun yerine tahkim anlaşmasının kapsamı ve eldeki iflâs hukuku uyuşmazlığını da içerip içermediği meselesi, çok daha ön plana çıkmıştır. Masayla ilgili olarak “… sulh olabilir ve tahkim yapabilir.” (İİK m. 226, II) şeklinde tanımlanan açık kanunî yetki, iflâsın açılmasıyla sona ermemiş tahkim anlaşmasının iflâs idaresine sirâyetiyle birleştiğinde; geriye tahkim dışı pek az mesele bırakmıştır.
“Tahkim ve iflâs” konusunun gerek lex (loci) arbitri’ye gerekse lex concursus’a göre çalışılması sırasında, hiç şüphesiz ki, Elektirm/Vivendi davalarıyla ilgili içtihatların önemi, etkisi yadsınamaz. Tahkim yerleri Cenevre ve Londra olan davalarda, oralara yabancı lex concursus hükmünün lex loci arbitri’ler nezdindeki hüküm ve sonuçları, o tarihe kadar yalnızca yerli/domestik meselelerde çözümüne çalışılmış sorunlara, ağır bir yabancılık unsuru katmıştır. Burada, yabancılık unsuru, iki boyutludur: Çalışmada sadece bir milletlerarası tahkim meselesiyle değil; ama aynı zamanda açılmış bir iflâsın milletlerarası yönleriyle de meşgul olmak gerekmiştir. Hâl böyle iken; bu iki meşhur tahkim yerinde, en azından iflâsın milletlerarası tesirleriyle ilgili olarak aynı sonuca varılmasını beklemek de her iki tahkim yerinde milletlerarası iflâsa dair farklı rejimlerin geçerli olması nedeniyle isabetli değildir. Bütün bu nedenlerle söz konusu iki kazaî içtihat, bilhassa kendi aralarında mukayeseli olarak değinilebilecek pek çok tartışmalı hususu barındırmaktadır
Çalışmanın başında, başka içtihatlara ve ulaşılabilen sair özellikli hakem kararlarına da yer verilmiştir. Bu sayede en az ilk ikisi kadar ilginç, ufuk açıcı başkaca içtihatların olduğu görülmüştür. Kararlar, yer yer kendi dillerle nakledilmiş; tercümelerine yapılan izahat içinde yer verilmiştir. Alışılmadık böyle bir yöntem sayesinde hiç olmazsa tercüme konusunda denetlenebilir bir üslûp sergilenmiştir.