Türk Ceza Hukukunda Kişisel Verilerle İlgili Suçlar - Halime Albayrak Akdeveci
Kişisel veriler, insanın var olduğu andan beri vardır. Önceleri belki de sadece merak duygusuyla ilgilenilen kişisel veriler, bugün bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşmasıyla ekonomik bir değer hâline gelmiş, adeta ticareti yapılmaya başlanmış, mahremiyet duygularının gelişimi ile artık insana dair bir değer, kişisel bir hak olarak görülmeye başlanmıştır. Eskiden belli kişi ya da kurum-kuruluşun nezdinde belgeler hâlinde olan veriler, bilgi teknolojilerinin gelişmesi ile sanal ortamlara aktarılarak, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte de hukuka uygun veya hukuka aykırı şekilde herkesin erişimine açık hâle gelmiştir. Bununla birlikte, bilgisayarların işlemci hızlarının gün be gün artması neticesinde, büyük alan kaplayan çok sayıda kişisel verinin, küçük alanlarda ve cihazlarda depolanabilmesi mümkün olmuştur. Bu anlık ve geniş kapsamlı veri işlenebilirliği, ilgili kişilerin kolayca belirlenebilmesine ve sonrasında ilgili kişiyle ilgili her türlü bilgiye erişilebilmesine imkân tanımıştır. Bu şekilde işlenebilen veriler, ilgili kişinin dış dünyada mahremiyet alanının sınırlarını aşabilen, özgürlüğünü tehdit edebilen, algısını ve kararlarını yönetebilen ve kendisini savunmasız hissetmesine neden olan hukuka aykırı eylemlerle muhatap kalmasına sebebiyet verebilmektedir.
Dolayısıyla kişisel verilerin korunması hususunda, hukuki bir düzenleme olmaması hâlinde neticelerin ne denli ciddi boyutlara ulaşabileceği açıktır. Ülkemizde özel olarak kişisel verilerin korunmasının temel esaslarını ve usûllerini düzenleyen Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girmiştir. 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, kişisel verilerin işlenmesiyle ilgili suç fiillerini tanımlayarak cezalandırabilecek açık hüküm bulunmaz iken, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’yla, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin suç fiilleri açıklanarak cezaî manada da güvence altına alınmıştır.