Lekelenmeme Hakkı - Aslıhan Ulusoy
Bu çalışma, lekelenmeme hakkını masumiyet karinesinin usuli çekirdeği ile itibar ve özel hayatın maddi koruması arasında kurulan normatif bir köprü olarak kavramsallaştırarak hakkın yalnız suç isnadı sürecinde değil, öncesinde ve sonrasında da işlediğini ele almaktadır. Çalışma, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı, Avrupa Birliği standardı ve Türk hukuku ışığında, lekelenmenin idari ve toplumsal alandaki tezahürlerini incelemekte; dijitalleşmenin getirdiği yüksek görünürlük, kalıcılık ve algoritmik sıralama risklerinin koruma mimarisini nasıl zorladığını göstermektedir. Adil yargılanma hakkının yalnız “sonuç” değil, o sonuca giden yolun tamamı üzerinden anlam kazandığını; kamu otoritelerince nötr dil, gizlilik ve açıklamalarda asgariliğin tercihinin yanı sıra dijital ortamda güncelleme ve bağlamsallaştırma ile gerektiğinde görünürlüğü düşürme tekniklerinin ve etkili başvuru yollarının, lekelenmeyi önleme ve onarım bütününü oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak çalışma, lekelenmeme hakkının müstakil bir hak olarak tanınmasının kavramsal ve pratik zorunluluğunu temellendirmekte; adaletin meşruiyetinin, kişinin suçluluğu hükmen sabit oluncaya dek suçlu muamelesi görmemesinde ve beraatin ardında dahi iz bırakmama kudretinde yattığını savunmaktadır.